İÇİNDEKİLER
ARAMA:

HAZRET-İ İSMÂÎL -aleyhisselâm-

Kur’ân-ı Kerîm’de adı zikredilen peygamberlerdendir. Kendisine “Allâh’ın kurbanı” anlamında “Zebîhullâh” da denir. İsmâîl -aleyhisselâm-, Yemen’den gelen Cürhümî kabîlesine peygamber olmuştur. İsminin mânâsı “Allâh’a itaat eden”dir. İbrânîce karşılığı İsmuyel’dir. Araplar İsmâîl demişlerdir.

Hazret-i İsmâîl Cürhümîlerin çocuklarıyla büyümüş, ok atmayı da onlardan öğrenmişti. Yiğitlik çağına geldiği zaman çok iyi ok atar ve attığını vururdu. Eslem kabîlesinden bir cemaat yarış için ok atışırken Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz yanlarına varıp onlara:

“Ey İsmâîl oğulları! Ok atınız! Sizin atanız da mâhir bir ok atıcısı idi.” (Buhârî, Enbiyâ, 9) buyurmuştur.

İsmâîl -aleyhisselâm-, babasının vefâtından sonra Kâbe ve hac ile ilgili hizmetleri yürütmeye devâm etti. İlk olarak Kâbe’ye örtü örttü. Yüce Allâh, O’na peygamberlik verdi, O’nu Mekke ve çevresinde oturan Cürhüm ve Amalika halkı ile Yemen kabîlelerine, Me’rib ve Hadramevt taraflarına peygamber olarak gönderdi. Hazret-i İsmâîl onları elli yıl İslâm’a dâvet etti. Bâzıları îmân etti, bâzıları ise küfründe inad etti. Fakat îmân edenler pek azdı. İsmâîl -aleyhisselâm-, sabır ve sebat ile vazîfesine devâm etti. Âyet-i kerîmede buyrulur:

وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ الصَّابِرِينَ

(Habîbim) İsmâîl’i, İdrîs’i ve Zülkifl’i de (hatırla). Hepsi de sabredenlerdendi.” (el-Enbiyâ, 85)

Hazret-i İsmâîl, va’dine sâdık, namaz ve zekâtı emreden ve Rabbi katında rızâya eren bir peygamberdi. O’nun bu vasıfları, diğer bir âyet-i kerîmede de şöyle beyân buyrulur:

(54)وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِسْمَاعِيلَ إِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَّبِيًّا

(55)وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُ بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا

“Habîbim! Kitâb’da İsmâîl’i de zikret. Çünkü O, sözüne sâdıktı, rasûl ve nebî idi. Ehline (ve ümmetine) namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin katında da rızâya mazhar olmuş bir kimse idi.” (Meryem, 54-55)