HAZRET-İ İSHÂK -aleyhisselâm-
Hazret-i İbrâhîm -aleyhisselâm-’ın Sâre’den doğan oğludur. Târih kitaplarında anlatılan şemâili şöyledir:
Uzun boylu, kara gözlü, buğday tenli, yüzü güzel, konuşması düzgün, saçı ve sakalı bembeyazdı. Sîret ve sûreti, babası İbrâhîm -aleyhisselâm-’a benzerdi. (Hâkim, Müstedrek, II, 607)
Kur’ân-ı Kerîm’de İshâk -aleyhisselâm- şöyle methedilmiştir:
(45)وَاذْكُرْ عِبَادَنَا إبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ أُوْلِي الْأَيْدِي وَالْأَبْصَارِ
(46)إِنَّا أَخْلَصْنَاهُم بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ
(47)وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ
“(Ey Habîbim!) Kuvvet ve basîret sâhibi kullarımız İbrâhîm, İshâk ve Yâkûb’u da zikret! Çünkü Biz onları hâlis (bir haslet) olan âhiret düşüncesiyle ihlâslı (kimseler) kıldık. Gerçekten de onlar, Biz’im katımızda seçilmişlerden, en hayırlı kimselerdendir.” (Sâd, 45-47)
Hazret-i İshâk -aleyhisselâm- babasının vefâtından sonra Şam ve Filistin halkına peygamber olarak vazîfelendirilmiş, Allâh Teâlâ onu seçkin ve hayırlı bir insan eylemiştir. Âyet-i kerîmelerde buyrulur:
(112)وَبَشَّرْنَاهُ بِإِسْحَاقَ نَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ
(113)وَبَارَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَى إِسْحَاقَ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِ مُبِينٌ
“Sâlihlerden bir peygamber olarak O’na (İbrâhîm’e) İshâk’ı müjdeledik. Kendisini ve İshâk’ı mübârek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacaktır.” (es-Sâffât, 112-113)
İshâk -aleyhisselâm-’ın yaşlılık zamanında gözleri zayıflamış, âmâ olmuştur. İki oğlu Yâkûb ve Iys ikiz olarak dünyâya gelmişlerdir.
İshâk -aleyhisselâm-, ömrünün sonuna doğru bu iki oğluna da ayrı ayrı duâ etmiştir. Yâkûb’a neslinden peygamberler gelmesi; Iys’a da zürriyetinin bol olması, soyundan melikler ve sultanlar gelmesi için Cenâb-ı Hakk’a ilticâda bulunmuştur.
