İÇİNDEKİLER
ARAMA:

Hazret-i Hûd -aleyhisselâm-’ın Mûcizeleri

1. Allâh’ın izni ile, rüzgârları istediği tarafa yönlendiriyordu.

Hûd -aleyhisselâm- kendisinden mûcize isteyen kavmine:

“–Nasıl bir mûcize istiyorsunuz?” deyince, rüzgârı istedikleri yöne çevirmesini söylediler. Hazret-i Hûd -aleyhisselâm- da rüzgârı, onların istediği yöne çevirdi.

Ne büyük bir ibrettir ki Âd kavmi, Cenâb-ı Hakk’ın bu mûcizesini görüp îmân etmedikleri için nihâyetinde rüzgârla helâk edildiler. Bu rüzgâra Kur’ân-ı Kerîm’in ifâdesiyle “rîh-i sarsâr” (uğultulu ve şiddetli kasırga) denilmiştir.

2. Yünü, ibrişim hâline getirirdi. Yâni parlak bir hâle çevirirdi.

3. Şiddetli yağmurlarda sefer yapılamazdı. Hûd -aleyhisselâm- duâ etti; yollarda barınaklar oldu. Yağmur bitinceye kadar halk o barınaklarda muhâfaza içinde beklerdi.

Geçmiş peygamberler ve kavimlerine âit kıssaların Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilmesi, inananların ibret almaları içindir. Geçmiş peygamberlerin her tavrı müslümanlar için de takip edilecek bir yoldur. Hûd -aleyhisselâm-’ın kıssasına bu vecheden baktığımızda, birçok numûne davranışlarla karşılaşmaktayız:

Nitekim Hazret-i Hûd -aleyhisselâm-, Allâh yoluna samîmiyetle sarılmış vakûr bir kişidir. Söyleyeceğini, ölçüp tarttıktan sonra söylemiştir. Kavmi kendisini beyinsizlikle ithâm ederken, kendisinin beyinsiz olmadığını, onları uyarmak üzere Allâh tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu söylemekle iktifâ etmiştir. Kötülüğe, kötülükle karşılık vermediği gibi aksine onlara yumuşak davranmıştır. Allâh’ın üzerlerindeki nîmetlerini kendilerine hatırlatmış ve bu nîmetlere şükretmeleri için Allâh’ın emirlerine riâyet etmeleri gerektiğini anlatmıştır. Bütün bunların karşılığında onlardan herhangi bir ücret istemediğini de bilhassa ifâde etmiştir.

Aleyhisselâm!